YA REZİL OLURSUN, YA VEZİR 1

Günümüzde şirket sahipleri bir sürü sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunların bir kısmını eğer zekiyse çözebilme yeterliliği gösterirken, bir kısmını da mirasçılarına aktarmaktadır, tabi ki ekonomik gücü varsa. Ya yoksa ne yapıyor? Panik yapıyor, panikleyince hata yapıyor. İlk aklına gelen çalıştırdığı personeli işten çıkarmak. Sorsan neden işçi çıkarıyorsun. İnsanlar sana güvenerek belki de borçlanmışlar, ona göre hesap kitap yapmışlar. Cevap banane canım, fazla elemanları çıkartıyorum. Peki, ben sorayım, günümüzde baba oğluna fazladan para vermiyor. Sen o kadar ahmak mısın? Fazladan elaman çalıştırasın, şimdiye kadar aklın neredeydi. Ekstradan yaptığın masrafları kısmak hiç aklına gelmedi. Olur mu canım elalem ne der, hem ben keyfimden niye taviz vereyim.Varsın çalışan perişan olsun.

 

 


Ve çalışan yani günümüzün modern kölesi işten atılırım korkusuyla 9 – 5 çalışması gerekirken gece yarılarına kadar abartmıyorum gece 10’lara kadar çalışmaya zorluyorsun. Biraz itiraz etse çalışan kusura bakma bir sürü alternatifin var işine gelirse burada böyle. Yetmiyor Ya rezil olursun Ya vezir vs. iğrenç ifadelerle sürekli çalışanını baskı altına alıyorsun. Yani hep ezilen ya da cezalandırılan işçi. Bir anda işverenin gözünde sanki işçi çalıştığı kurumuna hiçbir şey katmamış hatta bütün olumsuzlukların tek sorumlusu.

 

  


Şimdi Soralım işverene; Takiyye yapmaktan utanmıyormusun? insanın tarifini biliyor musun?.Kısaca insan psiko sosyal bir varlıktır.Bu psikolojide çalışan işçiden verim alınabilir mi?

 

  


Adeta işçinin Canlı bir organizma olduğunu unutuveriyorsun? Unutmayalım ki günümüz dünyası, sürekli değişmeler yaşamakta ve bunun sonucu olarakda bunları görebilen ve duyabilen sakinleriyle birlikte koordineli değişmeler yaşamaktadır. Bu değişmelerin farkında olamayanlar, evrenin kendilerine çaldıkları müziğin güzelliğini duyamamaktadırlar.

 

 “Amerika’da yaşayan bir keman ustası o kadar güzel keman çalıyordu ki, müziğinin vahşi hayvanları bile sakinleştireceğine inanıyordu. Arkadaşlarının bütün uyarılarına rağmen, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarına silahsız olarak sadece kemanıyla gitmeye karar verir.

 


Çok sık olan ormanın içinde bir açıklık bularak, burada kemanını çalmaya başladı. Önce insan kokusunu vahşi bir fil aldı ve kokunun geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Fakat müziğin sesini açık seçik duyma mesafesine geldiğinde çok etkilendi ve oturup dinlemeye başladı.

  


Bir kaplan uzun ve sivri dişlerini gıcırdatarak koşarak geldi fakat o da müziğin güzel sesine yenik düştü. Daha sonra bir aslan göründü ama o da müziği dinlemeye katıldı. Çok geçmeden birçok vahşi hayvan kemancının etrafına toplanmıştı. Ancak hiçbirisi keman ustasına zarar vermiyor ve müziği dinliyordu.

 

Tam o sırada yandaki ağacın üzerinden bir leopar kemancının üzerine atlayarak kemancıyı parçaladı. Her şey birdenbire oluvermişti. Leopar kemancının kemiklerini yalarken diğer hayvanlar şaşkın bir şekilde yaklaşarak sordular, “Neden bunu yaptın, adam ne kadar güzel keman çalıyordu!
Leopar pençesinden bir tanesini kulağına doğru götürürken şöyle dedi, “Biraz yüksek sesle konuşur musunuz, duyamıyorum. Kulağım biraz ağır işitiyor!

 

Görüldüğü gibi müzik ne kadar güzel olursa olsun duymadığımız ve duyanları da görmediğimiz sürece hiçbir anlamı yoktur. Duyan ve gören bireyler ve kurumlar, öğrenmenin, gelişmenin ve değişmenin sürekliliğinin de farkındadırlar. Her kurum doğar, büyür, gelişir, sonra da bu gelişmeyi süreklilik basamağına taşıyamadığından geriler ve bir zaman sonra da canlı bir organizma gibi ölür gidersin.Benden söylemesi, sağlıcakla kalın….

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !