YA REZİL OLURSUN, YA VEZİR 2

Evet, sevgili dostlar bir önceki yazımızdan, kaldığımız yerden devam edelim; Kral Fatih Çoban Harun’a "Kaç tane koyunun var?" diye sorar ve "Yeteri kadar" diye yanıtını alır .O zaman Kral fatih  "Öyleyse, bir sorunumuz var. Yeteri kadar koyunun olduğunu düşündüğün sürece sana yardım edemem" diye ekler.

 

İşletme Sahibi arkadaşlara sesleniyorum…

Eğer bireyler veya kurumlar yeteri kadar düşüncesine sahip olurlarsa öğrenememe hastalığına yakalanırlar ve kendilerini, yönetimlerini geliştiremezler. Geldiği noktanın zaman açısından hemen eskiyeceğini bilen bireyler kendilerini yenilemenin önemini kavrarlar.

 

Günümüz liderlerinin çokça kullandıkları ifadeyle günümüz de yükselişe geçecek değerin insanın kendisi olduğunu vurgulayalım. Birçok araştırma da bu yükselişi doğrulamaktadır. Yeni milenyumda insana değer vermeyi merkezine alan kurumlar başarılı olacaklardır.

 

Öyle ise gelin, bilmeyi bilelim; kendi özümüzü keşfetmeye çalışalım

İşletme, şirket, kamu kurumu, sivil kurum gibi organizasyonların belli bir gaye ve hedefi vardır. Bu organizasyonların varlığının devamı ve gayelerini gerçekleştirebilmeleri, bünyelerinde barındırdıkları insan tipi, insan sayısı, işin niteliğine uygun insan seçimi ve istihdamıyla çok yakından ilgilidir.

19. yüzyıla kadar insanların ve toplumların esas serveti toprak iken 19. ve 20. yüzyılda sermaye ve fabrikalar olmuştur. Bundan dolayı da insana gereken önem verilmemiş ve insanla ilgili çalışmalar sadece onlarla ilgili basit bir kayıt tutmadan ibaret olmuştur. Bugün ise organizasyonun hedefi doğrultusunda insan kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasına, ihtiyaçlarının karşılanmasına ve meslekî bakımdan sürekli geliştirilmesine çalışılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, işletme veya kurumlara eleman alımı, onların eğitimi, çalışma randımanlarının artırılması, kariyerlerinin yükseltilmesi, ücretlerinin ayarlanması, işçi-işveren ilişkilerinin düzenlenmesi, iş ortamının iyileştirilmesi ve çalışanların sağlığı gibi insanla ilgili çalışmaların bir bütünlük içinde ele alınması gerektiği kabul edilmektedir. Aksi takdirde kurumlar gayelerini gerçekleştiremeyecektir.

Meselâ bir okulun öğretmenleri veya bir üniversitenin öğretim elemanları bilgilerini yenileme ve kendini geliştirme hususunda kurumundan maddî-manevî destek göremiyor, hattâ teşebbüsleri engelleniyorsa o okul ve o üniversite neyi başarabilir?

İşveren çalışanlara tepeden bakıyor, onların fikirlerine değer vermiyor ve aralarında iyi bir ilişki kurulmuyorsa onlardan verim ve başarı beklenebilir mi? İşçinin Hak ettiği maaşı ya da en önemlisi insan gibi davranılmıyorsa, horlanma ve aşağılanma ile karşı karşıya bırakılıyorsa o kişiler potansiyellerinin ne kadarını kullanabilir, kurumuna ne kadar yararlı olabilir? O insanlardan kurumu için daha iyi şeyler yapmaları ve gerektiğinde fedakârlıkta bulunmaları beklenebilir mi?

 

Sonuç Olarak…

Tekrarlarsak; Her kurum doğar, büyür, gelişir, sonra da bu gelişmeyi süreklilik basamağına taşıyamadığından ölür. Sinüs eğrisinin tepesinden, yukarıya doğru sürekli gelişmeye götürecek kurumsal yapılanmaya, yönetimi geliştirmenin sürekliliği adını verebiliriz.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !